
Zaman

İçindekiler
ToggleZaman Nedir? Spiritüel bir Kavram Olarak Zaman
Zaman nedir? Zamanın doğrusal (linear) değil de dairesel (circular) olarak ilerlediğini hiç düşündünüz mü? Geçmiş henüz olmamış, gelecek ise çoktan yaşanmış olabilir mi?
Açıkçası, benim bu zaman anlayışına ikna olmam uzun zaman aldı. Hâlâ da anlamaya, sindirmeye çalışıyorum. Çünkü zaman dediğimiz kavram, çocukluğumuzdan beri bize öğretilen en temel yapılardan biri. Saatler, takvimler, yaşlar… Hepsi zamanın düz bir çizgi üzerinde aktığı varsayımına dayanıyor.
Son yıllarda ise zamanın sadece aktığını değil, adeta hızlandığını hissediyoruz. Günler kısalıyor gibi değil; sanki biz onlara yetişemiyoruz. Her şeyin hızlandığı bu akışta, içimizde tarif etmesi zor bir geç kalmışlık hissi beliriyor. Daha başlamadan eksik kalan şeyler, daha yaşanmadan tükenen anlar… Zaman mı hızlandı, yoksa zaman algımız mı değişti?
Peki ya zaman sandığımız gibi değilse?
Zaman Yolculuğu Gerçek mi?
Zaman yolculuğu mümkün mü? Mutlu anlara geri dönebilir miyiz? Ya da “Bir şansım daha olsaydı farklı davranırdım” dediğimiz o anları yeniden yaşayabilir miyiz?
Ya gelecek?
Geleceğe gitmek mümkün mü? Gelecekteki kendimizden bir işaret almak, ondan destek görmek ya da rehberlik istemek gerçekten mümkün olabilir mi?
Bu sorular benim için uzun süre sadece zihinsel bir merak konusuydu. Ta ki Reiki ile çalışmaya başlayana kadar.
Reiki ile Zaman Algısının Değişmesi
Reiki ile çalışmaya başladıktan sonra zaman algımın belirgin şekilde değiştiğini fark ettim. Önceleri geçmişe ait anılar zihnime daha sık gelmeye başladı. Başta sadece izliyordum onları; sanki bir film sahnesi gibi.
Sonra, bu anıların içindeki duyguları hissetmeye kendime izin verdim. Ve bir noktada, geçmişteki kendimle konuşmaya başladığımı fark ettim. O anlar artık sadece “geçmiş” değildi. Zamanın içindeki bu deneyimler, şu anda oluyormuş gibi canlıydı.
Bu deneyimler bana şunu düşündürdü:
Zaman belki de sadece bir çizgi değil, bilincin temas edebildiği bir deneyim alanı.
Zaman Bir Bilinç Düzeyi mi?
Spiritüel öğretilerde zaman çoğu zaman mutlak bir gerçeklik olarak değil, bilincin deneyimleme biçimi olarak ele alınır. Yani zaman, dışımızda akan bağımsız bir şeyden çok, bilincin deneyimi parçalara ayırma şeklidir.
Bu bakış açısına göre “zaman akıyor” dediğimiz şey, aslında bilincimizin bir deneyimden diğerine odaklanma biçimidir.
Geçmiş, şimdi ve gelecek… Belki de hepsi aynı anda vardır ve biz sadece bilincimizle birine odaklanıyoruzdur.
Belki de acele etmemizin sebebi zamanın kendisi değildir. Sürekli bir yerlere yetişme hâli, görünmez bir yarışın içindeymişiz gibi yaşamak, başkalarının hayatlarına bakarak kendi ritmimizi kaybetmek… Zaman geçmiyor; biz kendimizi hızlandırıyoruz. Ve bu hız, çoğu zaman bilincimizi daraltıyor.
Pleiadian Öğretilerinin Zaman Anlayışı
Bu konuyla ilgili beni en çok etkileyen spiritüel öğretilerden biri de Pleiadian (Pleiadlılar) anlatıları oldu.
Spiritüel kaynaklarda Pleiadianlar, Pleiades yıldız kümesinden gelen yüksek bilinçli varlıklar olarak tanımlanır. Onların zaman anlayışında zaman doğrusal bir çizgi değil, bilincin frekansına göre algılanan bir akıştır.
Bu öğretilere göre zaman yoktur; her şey vardır ve her şey eşzamanlı olarak gerçekleşir. Geçmiş ve gelecek, bilincin farklı frekanslardaki deneyimleridir.
Bu bakış açısı, zaman yolculuğunu da fiziksel bir hareketten çok, bilinç frekansının değişimi olarak açıklar.
Zaman Yolculuğu Bilinçle Mümkün mü?
Pleiadian anlatılara göre zaman yolculuğu, bir makineyle geçmişe ya da geleceğe gitmek değildir. Zaman yolculuğu, bilincin başka bir frekansa geçmesiyle mümkündür.
Bu ne anlama gelir?
Geçmişteki bir anla duygusal ya da enerjik temas kurmak, gelecekteki bir potansiyeli sezgisel olarak hissetmek… Bunların hepsi zaman yolculuğunun bilinç düzeyindeki karşılıkları olabilir.
Bu açıdan bakıldığında Reiki, meditasyon ve farkındalık çalışmaları zaman algısını dönüştüren güçlü araçlar hâline gelir.
Gelecek Bir Kader mi, Potansiyel mi?
Spiritüel bakış açısına göre gelecek sabit bir kader değildir. Gelecek, şu anki bilinç hâlimizin olası yansımalarından biridir.
Bu yüzden gelecekteki kendimizle temas etmek, ondan ilham almak mümkün olabilir. Aslında temas ettiğimiz şey, kendi potansiyelimizdir.
Zamanla Çalışmak Ne Anlama Gelir?
Zamanla çalışmak, geçmişi silmek ya da geleceği kesinleştirmek değildir. Zamanla çalışmak, zamanla olan ilişkimizi dönüştürmektir.
Geçmişle barışmak, şu anda kalabilmek ve geleceğe bilinçli niyetler bırakabilmek… Tüm bunlar zamanla bilinçli bir ilişki kurmanın yollarıdır.
Yaşlanmak mı, Olgunlaşmak mı?
Burada kendime de sık sık sorduğum bir soru var: Olgunlaşmak gerçekten zamanla mı olur? Çünkü hep böyle söyleriz. Yıllar geçtikçe daha anlayışlı, daha kapsayıcı, daha geniş bir bakış açısına sahip oluruz gibi gelir.
Bu noktada fark ettiğim çok önemli bir ayrım var: Yaşlanmak ile olgunlaşmak aynı şey değil.
Zaman elbette deneyim biriktirir. Yaşadıklarımız artar, karşılaştığımız insanlar çoğalır, olaylar çeşitlenir. Ama bu tek başına olgunlaşma anlamına gelmez. Hepimizin etrafında bunu çok net gördüğümüz örnekler vardır. Yıllar geçmiş olsa da bakış açısı hiç değişmemiş, hâlâ aynı yerden hayata bakan insanlar olduğu gibi, çok genç yaşta olmasına rağmen derin bir farkındalık ve içsel bilgelik taşıyan insanlar da vardır.
Buradan anladığım şu oldu: Zaman olgunlaştırmaz. Zaman sadece bir alan açar. O alanın içinde neyin büyüyeceği, bilincin deneyimle nasıl temas ettiğine bağlıdır.
Bunu şöyle düşünebiliriz: Zaman bir toprak gibidir. Deneyimler yağmur gibidir. Ama tohum bilinçtir. Toprak ve yağmur var diye her tohum filizlenmez. Filizlenen şey, deneyimin içimizde gerçekten yer bulabildiği noktada ortaya çıkar.
Bu yüzden bugün geçmişteki hâlime baktığımda kendimi “daha ileri” hissediyorsam, bunun sebebi zamanın geçmiş olması değil. O yaşadıklarımı şimdi daha geniş bir yerden tutabiliyor olmamdır. Geçmişteki ben eksik değildi; o anki bilinciyle elinden gelenin en iyisini yapıyordu. Bugünkü ben ise o anlara daha fazla şefkat, anlayış ve kapsayıcılıkla bakabiliyor.
Zaman evrim yaratmaz; evrimin gerçekleşebileceği alanı açar. Zaman geçtikçe değil, yaşadıklarımız içimizde yer buldukça olgunlaşıyoruz.
Bu bakış açısıyla geçmiş, şimdi ve gelecek arasında bir üstünlük ilişkisi kalmıyor. Sadece farklı deneyim alanları var. Olgunlaşma ise zaman çizgisi üzerinde ilerlemekten çok, bilincin derinleşmesiyle ilgili bir süreç hâline geliyor.
Zaman ve Bilincin Dansı
Zaman belki de sandığımız gibi katı, değişmez ve tek yönlü bir yapı değildir. Belki de bilinçle birlikte şekil alan, esneyen ve dönüşen bir deneyim alanıdır.
Reiki ve spiritüel çalışmalar bana şunu öğretti: Zamanla savaşmak yerine onunla iş birliği yapabiliriz. Geçmişi silmek ya da geleceği kontrol etmek zorunda değiliz. Zamanla olan ilişkimizi dönüştürdüğümüzde, hem geçmişle barışmak hem de geleceğe daha bilinçli niyetler bırakmak mümkün olur.
Acele, zamanın değil bilincin sorunu olabilir. Durabildiğimiz anda zaman yeniden genişler. Belki de geç kalmış değiliz; sadece ilk defa gerçekten buradayız.
Ve belki de gerçek zaman yolculuğu, tam olarak burada başlar: bilincimizi genişlettiğimiz anda.
Reiki seanslarım ve kurslarım hakkında daha fazla bilgi almak veya
kendinize uygun bir zaman dilimi belirlemek için
her zaman bana ulaşabilirsiniz!
Bu hizmetler tıbbi tedavi yerine geçmez. Detaylı bilgi için Yasal Uyarı sayfamızı inceleyiniz.